
Merhaba bugün çok sevdiğim bir yazar olan Defne Çizakça’nın büyülü gerçekçilik üzerine yazılmış kitaplarından bir tanesi olan Ansuz’dan bahsedeceğim. Okurken masalsı anlatımlarına bayıldığım, içinde kendimi kaybettiğim hikayeleri, karakterlerinde benliğimi bulduğum bu öyküleri okurken özellikle bir kadın olarak çok gururlandım, bazı yerlerde buruklaştım. Bilhassa Ansuz tarihin mitolojinin her daim kadınların yeteneğini, kalbini ve gücünü arka planda tutarak sadece güzelliğini, baştan çıkarıcı doğası olarak ele alması en nihayetinde istenileni vermediğinde yahut baş kaldırdığında sevilmeyen nefret kusan güzel ama soğuk, insanları sadece oyuncak olarak gören bir varlığa dönüştürerek, şifasını yalnızca kötülük için kullanan “Cadı”ya dönüştürmesini o kadar güzel işliyor ki. Sadece bizim kültürümüze özgü olmayan bu bakış açısı tüm dünya masal, mitoloji ve tarihinde sıkça rastladığımız bir durum. Yaratılışımızın çok yönlülüğü, varoluşumuzun doğal olarak bize verdiği bir çok olanak zamanla dezavantaja dönüştürülüp görmezden gelinmemize veya tek bir kalıbın içinde yaşamaya mahkum edilmemize yol açıyor.
Defne Çizakça’nın okumadığım için çok üzüldüğüm Galatanın Kıvırcık Cadısı isimli öyküsünü bu kitapta bulduğumda çok sevinmiştim.
Kelime anlamı olarak Ansuz eski çağlarda kuzey ülkelerinin kullandığı Runik yazı sisteminde kullanılan bir harf anlamı ise söz, iletişim, nefes bilgelik anlamında kendi iç sesini dinlemek gibi özetleyebiliriz.
Türkçe, İngilizce ve İspanyolca olarak üç dilde basılan kitapta bize ait olan hikayelerin dışında tüm dünyada anlatılan masalların toplamından oluşuyor. Bakış açısı itibariyle feminist bir yönden ele alınıyor masallar, daha doğrusu insanların yüzüne tokat gibi masal niyetine anlatılan hikayelerin gerçeklikleri yüzümüze vuruluyor demek daha doğru olur.
Bence özellikle her genç kızın okuması üzerinde düşünmesi gereken bu kitabı, en az benim kadar seveceğinizi düşünüyorum.
Keyifli okumalar….
YAZAR HAKKINDA