Ruhlar Üçlemesi – Cadıların Keşfi

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Ruhlar Üçlemesi Hakkında

Cadıların Keşfi Kitap YorumuMerhaba, bugün bahsetmek istediğim kitabım, oldukça sevilen ve aynı zamanda diziye de aktarılan Ruhlar Üçlemesi olarak da bilinen Fantastik türündeki seri.  Pegasus yayınevi baskısı ile kitaplıklarımızda yerini alan bu serinin ilk romanının orijinal ismi A Discovery of Witches, yani Cadıların Keşfi…

Aynı zamanda bir tarihçi olan Deborah Harkness tarafından kaleme alınan fantastik romanın konusu oldukça ilgi çekici ve size şu soruyu düşündürüyor; acaba böyle bir dünya var olabilir mi?

Tarihte böyle olaylar yaşanmış mıdır? Dünya bizim bilmediğimiz  gizemler taşıyor mu? Bence, dünyamızda keşfedilmemiş bir sürü gizem var. Geçmişte ya da gelecekte yaşanmış, yahut yaşanacak olan….

Cadıların Keşfi – (A Discovery of Witches) | 1. Kitap

Gizemli maceramızın ana kahramanı Diana Bishop  kendisi bir tarih Profesörü uzmanlık alanı ise Simya…

Profesör Bishop’ın hayatı üzerinde çalıştığı araştırma konusu için Oxford Bodlein kütüphanesinde   yüzyıllardır kayıp olan bir el yazmasına dokunması ile alt üst olur. Yaptığı bu tek hareket sevdiği güvendiği   her şeyden öte tanıyıp, bildiği hayatının geri dönülmez bir şekilde değişmesine yol açar. Bu öyle bir değişim olur ki;  hayatı boyunca kaçtığı, yaşamak istemediği her şeyi önüne getirerek, sakin bir yaşantısı olan Diana,  kendini bir açmazın içinde bulur. Her zaman güvendiği, sevdiği insanlar birdenbire en azılı düşmanı oluverirken; hiç tanımadığı sadece doğal düşmanları olduğu dikte ettirilenlerin en iyi dostları hatta kardeşleri olabileceğini görür. Diana her zaman bir adım geri olduğu ilişki yaşama konusuna bu kez balıklama dalıyor. Çünkü karşısındaki kişi normal bir insan değil.  ( 🙂 insan da değil) O Matthew  Clairmont yakışıklı (ötesi 🙂 ), güçlü, zeki, çalışkan ve yüzyılları kapsayan karanlık  geçmişe sahip bir vampir….

Aşk ise ikisi içinde beklenmedik;   bir anda hayatlarına girip her şeyi ters yüz ediyor. İkisi de içine düştükleri  bu olaylar silsilesinde geçmişlerinin aslında geleceklerini şekillendirdiklerini görürler. Özellikle Diana kendi geçmişini tüm çıplaklığı ile  bugüne kadar bilmedikleri, öğrenmek istemedikleri ile karşı karşıya kalarak geçmişinin aslında onun geleceği ve tüm yaşamı  olduğunun farkına varır.  Yaşadığı tüm bu karmaşanın içinde yanında olan varlığı ile aksi yönde hissettirmesi gerekirken,  yaşattığı huzur,   güven ve aşkla Matthew De Clairmont’un taşıdığını söylediği karanlığın aslında bugünlerin ışığı olduğunun farkına varmasını sağlıyor.

Çünkü Matthew’un karşısındaki güzel,   mağrur, asi ve gizemli kadın hayat boyu çözmeye uğraştığı tüm muammaların çözümü olmalıydı; tıpkı korunması ve sevilmesi gereken nadide bir çiçek gibi.

Matthew’u ne olursa olsun uzaklaşamadığı,   gittikçe içine çeken bir girdap gibiydi; Diana. Pes etti sonunda,  ve o girdapta kaybolmaya karar verdi. Belki de şimdiye değin olan varlığının amacı burada onunla olmaktı; işte buna o kadar emindi ki,  girdabın içine girdikçe her şey daha da netleşti; gördüğü tek şey o Diana için yaratılmıştı. Yaşanılan onca hayat, geçirdiği zaman,  yüzyıllar sadece onun içindi. Zaman Diana için var etmiş ve hazırlamıştı Matthew De Clairmont’u; Şimdi sıra iki ayrı dünyanın,  aydınlığın ve karanlığın,  gücün ve büyünün birleşip birleşemeyeceğindeydi.

Neyse gelelim ikinci kitaba yani Gecenin Gölgesine…

Gecenin Gölgesi – (Shadow of Night) | 2. kitap

Bu kitapta Diana istemeyerek de olsa hiç bilmediği ya da karşılaşmadığı varlıkların yaşam akışını değiştiriyor; elbette ilk olarak kendisi etkileniyor. Diana bir Simyacı, üstelik kadın olması da şimdi olduğu gibi geçmişte çok rastlanan kabul gören bir durum değil. Fakat Diana’nın bir özelliği daha var. İlk kitap ile birlikte ortaya çıkan bu özelliğin sınırlarını, ortaya çıkışını, nasıl kullanması gerektiğini bilmiyor. Diana için sancılı, tehlikeli, karanlıkların ve ışığın başka boyutlara ulaştığı yeni bir dönem başlıyor. Şimdi bu yeni hayatına tam anlamıyla adapte olabilmek, cevaplanması gereken sorulara yanıt aramak için geçmişe dönmesi gerekiyor. Bu öyle bir zamanlama olmalı ki  çok fazla geriye gitmeli, ve çok fazla şey öğrenmeli. Zamanı kısıtlı, acaba aradığı tüm cevapları bulabilecek mi? Yaşamlarını gölgelerin arasında sürdürmekte olan varlıkların hayatına ışık tutabilecek mi?

Hayat Kitabı – (The Book of Life) | 3.Kitap

Merhabaaaa, biliyorum çok geciktim; ama bu süreçte,  sizlere  diziyi de izleme fırsatı verdiğimi düşünüyorum. Hayat Kitabı nihayetinde,  Diana’nın elinde ancak çözülmesi gereken birçok muammayı da beraberinde getiriyor. Geçmişe yapılan yolculuğunda,  Diana birçok sürpriz ile karşı karşıya kalmıştı. Bunlardan bazısı,  çok güzel ancak bazısı ise çok kötüydü.  Ancak nihayetinde Diana ve Matthew için aşklarının,  varoluşlarının ve  geçmişlerinin sınanarak,  geleceklerini nasıl etkilediğini bu kitapta görüyoruz. Açıkçası ben oldukça mutlu oldum diyebilirim okurken; serinin başında ettiğim tahminlerin bir kısmının doğru çıkması yüzünden.  Ancak Hayat Kitabı geçmişi olduğu gibi artık geleceği de değiştirecek orası kesin….

Hayat Kitabında özellikle bazı bilinmezler ve gerçekler de ortaya çıkıyor;  serinin başında,  net olarak sinir olduğum bir karakterin,  aslında gerçekten  ne kadar tahminlerin de ötesinde  kötü olduğunu görünce pesss demedim desem yalan olur.  Şuraya kısa bir sürpriz de bırakıyorum o zaman; Hayat kitabında adının hakkını veren şaşırtıcı bir gelişme oluyor;  tüm yaratık tarihini kökünden değiştirecek bir gelişme hem de 🙂 keyifli okumalar….

Not: Dizinin 3.sezonu da Hayat kitabını ele alıyor ve çekimler hızla devam ediyor; takipte kalın benden söylemesi 🙂

 

Zamanın Dönüşümü – (Time’s Convert) | 4. Kitap

Selammm,  Zamanın Dönüşümü,  Ruhlar Üçlemesinin devamı niteliğini taşıyor mu? Diye düşünmüştüm; kitabı ilk aldığımda,  ayrı bir karakter üzerinden giden bir konusu olsa da ben bu soruya evet derdim. Çünkü her ne kadar,    başka bir karakter olan Marcus MacNeil’i anlatsa da,   hikayenin geçmişi aynı zamanda Matthew’un da geçmişini anlatıyor. Tabi günümüzde geçen kısımlarda da Diana ve Matthew’un hayatlarının nerelere geldiğini de görüyoruz;  bu nedenle tamamı ile ayrı bir kitap olarak görmemek gerekir; bence. Elbette odak noktamız burada Marcus,  yani Matthew’un oğlu ve onun geçmişten bu yana hayatı,  şimdiki dünyası… Okurken hem üzüldüm;  hem sevindim. Hem de Marcus’un,   insan ailesine hem de vampir ailesine olan bağlılığının derecesini yeniden keşfettim diyebilirim. Bir de Zamanın Dönüşümü,   kitabı daha çok vampir hayatı üzerine odaklanmış ve devamının gelmesini isterim;  merak ettiğim başka karakterlerde var;  açıkçası bir tanesini özellikle  merak ediyorum.  Gallowglass en sevdiğim ve en merak ettiğim karakter. Umarım Deborah Harkness onun ile ilgili bir kitap ile devam eder;  seriye….  Keyifli okumalar diliyorum 🙂

 

Cadıların Keşfi Dizisi Hakkında

Deborah Harkness’in aynı isimli romanından uyarlanan dizinin ilk sezonu birinci kitabı anlatıyor. Dizinin başrollerinde Teresa Palmer  (Diana Bishop), Matthew Goode (Mattehew Clairmont), Edward Bluemel (Marcus Whitmore) rölü ile karşımıza çıkıyor. Ben genellikle dizi ve film uyarlamalarını pek sevmiyorum; ancak bu diziyi izlerken olmuş; dedim kendi kendime. Çünkü o kadar kitaba sadık kalınarak çekilmiş ki gözümde canlandırdığım birçok sahneyi izleme fırsatı bulduğuma sevindim açıkçası.

Genellikle pek öyle olmuyor, ya olay örgüsünü değiştiriyorlar yahut da olmayan bir karakter ekleniyor. Benim de en sevmediğim konu budur; kitap neyse ona sadık kalınmalı. Dışına çıkıldı mı tadı kaçıyor.

 

Share.

About Author

Hayalleri ile yaşayan bir kitap delisi, en çok metroda ve sahilde okumayı sever. Her çantasında bir kitabı vardır. Okumadan yaşayamaz. O kadar ki yorgan altında fenerle bile olsa okur.... (Göz bozukluğunun sebebi) 😊😎

1 Yorum

  1. Fantastik kitap pek okumuyorum, sizin yorumunuz ile tatlı bir merak uyandırdı. Teşekkürler, 👍👏

Leave A Reply