Selam, ben serap daha önceki yazılarıma denk gelmediyseniz; ufak bir hatırlatma yapayım. Sevdiğim kitapları paylaşıyorum burada. Sizlerin hayatına kendi yöntemimle aynı keyfi yaşatmak, belki biraz ilham olmak ve okumanın ne kadar mutluluk verici olduğunu hatırlatmak için.
Son zamanlarda uzak doğu yazarlarına merak sardım; ilk okuduğum kitap resimde gördüğünüz Hyunam Dong Kitabevi, nasıl seçtiğime gelince yalan yok ismine ve arka kapak yazısına bakarak olduğunu söylesem 🙂
Daha önceden ismini bildiğim yazarlardan değil kitabın yazarı, ama tam anlamıyla beni anlattığı için sanırım bu kitaba aşık oldum diyebilirim. Hayalimi anlattığı için belki de?
Ana karakterimiz kitap okumayı, çok seven çalışma hayatında uzun bir zaman geçirdikten sonra hayallerinin peşinden koşmaya karar veren Youngju’nun hikayesini konu alırken onun hayalinin başka insanların hayatına dokunmasını da anlatıyor.
Açıkçası Youngju ile kitabın başından sonuna kadar çok güçlü bağlar kurdum diyebilirim. Küçük yaşlardan itibaren özellikle uzak doğu kültürü ile bizim kültürümüz arasındaki benzerlikleri çok net görüp hissedebiliyorsunuz. Hwang Bo-Reum bir anlamda sistem eleştirisini karakterleri ve onların yaşamı ile harmanlayarak dile getiriyor. Bu açıdan yazarla kafamızın ne kadar uyuştuğunu görünce hem şaşırdım; hem sevindim. Sanırım kitap okumayı sevmemin en temel sebebi bu, dünyanın başka ucunda yaşayan bir insanla yazdıkları aracılığı ile bağ kurabilmek değişik kültür ve hayatları görmek. Aslında birbirimizden o kadar da farklı olmadığımızı anlayabilmek.
Baş karakterimiz Youngju türlü sıkıntıları içinde taşıyarak bir kitabevi açar; bu küçük dükkan ona kendi hayalinin özgürlüğünü sunarken farklı karakterlere de kendi evlerinin sıcaklığında bir ortam da çalışma kendini dinleme, hatta iş imkanı sunar. Bazı anlarda aşırı duygusal olduğumu Youngju gibi düşündüğümü ve onunla üzüldüğümü söyleyebilirim. Özellikle aile ve bazı arkadaşlarının tavrı ona bağlanmamı daha çok sağladı. Asya toplumlarında kadın olarak var olma çabası görünür olmak çok zor. Bu yolculuk kitapta bulunan karakterlerin hiçbiri için kolay değil, ancak kitaplar ve onun getirdiği sıcak samimi duygular, insanları bir araya getirir.
Kitabın diğer en öne çıkan karakteri Minjun bir çeşit tükenmişlik yaşıyor ve kitabevinde yarı zamanlı çalışan olarak işe başlıyor. Minjun kitabevine ilk adım attığında hissettiği şey rahatlık ve sakinlik kendi iç dünyasında ve yaşadığı hayatta isteğinin bu olduğunu hissettim ben. Yazar üst kısımda bahsettiğim sistem eleştirisinde erkeklerin dünyasına Minjun karakteri yaşamı ailesi ve arkadaş çevresi ile giriş yapıyor. Ve anlaşılıyor ki erkek kadın yahut çocuk olsun, yaşamak mutlu olmak bazı toplumlarda gerçekten zorlu bir sınav gibi. Sürekli beklentileri karşılamak zorunda olma hali; Minjun’nu tüketen belki buydu; yahut yaşamın kendisi 🙂
Daha fazla spoiler vermeden şunu söylemek isterim; akıcı, okuması rahat zaman zaman düşündüren ve sorgulatan bir yapıda sade bir dili var. Kısacası okuması keyifli bir kitap tavsiye ederim.
Yazar: Hwang Bo-Reum Güney Koreli Bilgisayar bilimi okuyan bir yazılım mühendisi iyi bilinen büyük şirketlerde çalıştıktan sonra 30’lu yaşlarında istifa ederek hayalini gerçekleştirmeye başlar. “Baş karakterle ilginç bir benzerlik 🙂 ” İlk zamanlarda red cevabı alsa bile yılmadı deneme yazılarına devam etti.
Nihayetinde Hyunam Dong Kitabevi’ni yazdı. Birçok ülke diline çevrilerek uluslar arası bir üne kavuştu. Kendisinin ilk romanıdır.
Kaynaklar: https://www.google.com/